22 Mayıs 2009 Cuma

Kadınların Yemesi gereken 6 Gıda



Kadın olarak nazik ve de özenli yaratılmışız, bu güzel ve özel yaratılmış bedenimizi sağlıklı beslenerek korumakta yine bizim elimizde...Hem kendimize hem çevremize faydalı olmak için nasıl beslenmeli , neleri yemeliyiz, buyurun öğrenelim:

ASM Suadiye Tıp Merkezi Beslenme ve Diyet Uzmanı Canan Öcal Kuzum yaşam uzatan 6 süper gıdayı dengeli bir şekilde alan kadınların daha sağlıklı bir yaşam sürdürebileceğini söylüyor.

Kuzum’a göre bu gıdalar: düşük yağ oranına sahip yoğurt; somon ve sardalya gibi yağlı balıklar, fasulye, nohut, mercimek gibi baklagiller, domates, D vitamini kaynağı besinler, çilek, böğürtlen gibi meyveler.

Kadınlar için 6 süper gıda önerisi ve bunların faydaları :


Düşük yağlı yoğurt :

Henüz kanıtlanmamış olmakla birlikte, haftada üç ila beş kez tüketilen az yağlı yoğurdun kadınlarda göğüs kanseri riskini azalttığı yolunda görüşler var. Ayrıca uzmanlar yoğurtta bulunan faydalı bakterilerin (probiyotikler) insan sağlığına çok olumlu etkileri bulunuyor. Barsakları ve sindirim sistemini düzenliyor, rahatlatıyor. Ayrıca kadınlarda mide ülseri ve vajina enfeksiyonu risklerini azaltıyor.

Yağlı balıklar :

Haftada iki üç kez yenebilecek bu balıklarda en yararlı unsur Omega-3 yağ asitleridir. Somon, sardalye vb. gibi balık çeşitleri, hücre zarını güçlendirdikleri gibi, kalp hastalığı, hipertansiyon, depresyon, eklem ağrısı gibi rahatsızlıklara karşı korunmaya katkıda bulunuyorlar.

Fasulye :

Kadınların haftada en az üç dört kez yemelerinde büyük yarar olan fasulye protein ve lif açısından da son derece zengin bileşimleriyle, kalp krizi ve göğüs kanseri riskini azaltıyor. Ayrıca kadınlık hormonlarının dengeli ve istikrarlı olmasına katkıda bulunuyor. Uluslararası kanser araştırmalarına yer veren International Journal of Cancer adlı bilimsel makale dergisi araştırmacıların fasulye türlerinin ve mercimeğin göğüs kanserini önleyici etkileri olabileceğine dair bazı çalışmalar bulunduğunu duyuruyor.

Domates (diğer kırmızı meyveler: karpuz, kırmızı üzüm, kan portakalı) :

Kadınların domates, kan portakalı ve karpuz gibi likopen zengini gıdaları haftada üç - beş kez tüketmeleri tavsiye ediliyor. Güçlü bir anti oksidan olan likopenin erkeklerde prostat kanseri riskini azalttığı gibi, kadınlarda da meme kanseri riskini azalttığını ortaya koyan yeni araştırmalar var.

D vitamini ile takviye edilmiş az yağlı süt veya portakal suyu :

Kadınların günde belirli miktarlarda D vitaminine ihtiyacı bulunuyor. Kalsiyumun kemiklere faydalı olabilmesi için barsaklardan emilmesi gerekiyor. D vitamini alımı kadınlarda kalsiyum kaybı nedeniyle kemik kırılmalarına kadar olumsuz sonuçlara yol açabilen osteoporozun yanı sıra şeker hastalığı, multiple sclerosis (MS), göğüs, kolon ve yumurtalık kanseri risklerini de azaltıyor. Kaliforniya Üniversitesi’nde yapılan araştırmalar D vitaminin barsak ve yumurtalık kanserini önleme potansiyeli olduğunu ortaya koydu.

Çilek ve böğürtlen :

Çilek, böğürtlen, kızılcık ve ahududu gibi meyveler aynı şarapta olduğu gibi anti kanserojen özelliklere sahip ve hücre onarıcı olduğu bilinen antokyan maddesini içerirler. Antokyanlar meme, mide ve bağırsak kanseri risklerini azaltan önemli antioksidanlar arasındadır. C vitamini ve folik asit açısından çok zengin olan bu meyveler, cildin yaşlanmaya karşı korunmasına da katkıda bulunuyorlar.

19 Mayıs 2009 Salı

19 MAYIS ATATÜRK'Ü ANMA GENÇLİK VE SPOR BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN



GENÇLİĞE HİTABE

Ey Türk gençliği ! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyeti'ni, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dahilî ve harici bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklâl ve Cumhuriyet'i müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri, şahsî menfaatlerini, müstevlîlerin siyasi emelleriyle tevhid edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi vazifen, Türk istiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!

Gazi Mustafa Kemâl ATATÜRK

20 Ekim 1927

13 Mayıs 2009 Çarşamba

Enerjik Olmanın Yolları....



Kendinizi halsizmi hissediyorsunuz, bahar yorgunluğu hepimizi sardı yürüdü. Bende bahardan fazlasıyla etkilendim, ama bunu atlatmalıyım dedim kendi kendime, haftasonları bol bol yürüryorum, ama işyerinde maalesef bütün gün masada ve pc. başında oturmak zorundayım.Çareler araştırdım, aşağıda yazdım hepsini...

İlk olarak yapmaya başladığım ; saat başı yada aklınıza geldiğinde yerinizden kalkıp, bacak kaslarınızı sonra da karın kaslarınızı sıkıp , biraz tutup bırakmak.Bu kan dolaşımını harekete geçiriyormuş.

Yepyeni, bol güneşli bir güne enerji dolu başlamak istermisiniz?

Güne, enerjik ve güzel başlamak isteyenler için, Suna Dumankayadan, son derece sağlıklı ve sizleri gün boyu dinç tutacak bir önerim var.

GEREKLİ MALZEMELER :

* 2 Çorba kaşığı bal, * 1 tatlı kaşığı çekirdek ketentohumu, * 1 tatlı kaşığı çörekotu, * 2–3 adet ceviz,

HAZIRLANIŞI VE KULLANIM ŞEKLİ :

Bütün malzemeleri karıştırı, kızarmış ekmeğin üzerine sürerek yiyebilirsiniz. Bu öneri, sizlere gün boyu ihtiyacınız olan enerjiyi sağladığı gibi, kan değerlerinizi düzenlemeye yardımcı olur. Ayrıca Çörek otunun tüm faydalarından da istifade etmeniz mümkün.

***************

Dr.İbrahim Saraçoğlundan mucize formül.....Hepimizin yaşadığımız hızlı çağ nedeniyle , baharın ısıtan ve mayıştıran etkileriyle ektra enerjiye ihtiyacımız var.

Kendinizi yorgun ve bitkin hissediyorsanız ve özellikle zihin yorgunluğunuz varsa Profesör Saraçoğlu, hiçbir yerden okuyup öğrenemeyeceğiniz çok özel bir formülün tarifini veriyor.

Süper enerji formülü

(MALZEMELER)

-Bildiğimiz siyah çay (Ancak çok demli olmayacak, açık olacak, poşet çay olmayacak)

-10-12 sap kuru karanfil

Süper enerji formülü (HAZIRLANIŞI)

Demlenmiş siyah çayın içine kuru karanfilleri atın. 2-3 dakika bekleyin ve karıştırıp için. İçtikten 10 dakika sonra saçınızın kökünde bile dahi kıpırdanmayı hissedeceksiniz. Yorgunluğunuzun buharlanıp gittiğini belirgin şekilde farkedeceksiniz. Dinçleştiren ve üzerinizdeki ağırlığı alan bir formül.

10 Mayıs 2009 Pazar

ANNELER GÜNÜ



Tüm annelerin ve anne adaylarının günü kutlu olsun.
Aslında annelerin 1 gün değil her gün her an kalplerde taşınması gerektiğini düşünüyorum.Hele annemi kaybettikten sonra hiç mi hiç hoşlanmadığım bir gün oldu.
Sonra sevgili kızım bana anneliğimi hissettirip sarılınca unutuyorum kara bulutlar dağılıyor.Bugün yine kabristanına gittik, çiçekler ektik , dualar ettik.Mekanının cennet olsun melek annem, nur içinde yat inşallah...Emanetlerine bakmaya çalışıyorum , merak etme sen ..babamada baktık ama o da senin yanına geldi en sonunda, kavuşmuşunuzdur inşallah...
Kardeşlerime torunlarına kol kanat gerecek bir ben kaldım, Allah sağlık verirse merak etmeyin yanlarındayım.Ama seni çok özlüyoruz canım annem, hiç kimse senin gibi kokmuyor, sarılmıyor,öpmüyor bizi....
Hiçkimse annesiz kalmasın inşallah....

6 Mayıs 2009 Çarşamba

GASTRİT,ÜLSER VE REFLÜ.....


Yine baharda depreşen hastalıklarla devam edeceğim...Okuyacağınız üzere çok sebebi var ama bendeki genetik, aileden miras yani, o nedenle devamlı tedavi olup , dikkat etmem gerekiyor...Birde stres baş sebeplerden tabiiki, stres olmadığı zaman ne mide ağrısı olur, ne baş ağrısı , ama günümüzde ne mümkün stressiz bir hayat.....
Yinede yediklerimize dikkat etmeliyiz, aşırı acı , tuzlu, salamura ,ekşi, kızartmalar, dolapta çok beklemiş yemekler yememeliyiz.Ayrıca aşırı demli çay ve fazla içilen kahve de mideye zarar veriyor...Mide şikayetleri arttığında hemen doktora başvurup tedavi olmalıyız, bütün hastalıklarda olduğu gibi...

GASTRİT,ÜLSER VE REFLÜ NEDİR?

Gasrit mukoza tabir edilen midenin iç yüzeyinin iltihabıdır.Ülserin türkçe anlamıda yara'dır.Bu midede ise mide ülserinden,on iki parmak barsağında ise on iki parmak barsağı ülserinden bahsedilir.On iki parmak barsağının diğer adı duedonumdur ve mideden hemen sonraki bağırsakların başlangıç bölümüne verilen addır.

REFLÜ NEDİR?
Günümüzde kitle iletişim araçlarında ve gündelik yaşamımızda bu sözcüğü çok işitiriz.Reflünün türkçe karşılığı 'geriye akıştır.'Bilindiği gibi midemiz besinleri sindirmek için hidroklorikasit dediğimiz(tuz ruhunun içinde bulunan asit) bir asitsalgılar.Normalde yemek borusuyla mide arasında tıpkı futbol topundaki yada araba lastiklerindeki havanın dışarıya kaçmasını önleyen siboplar gibi 'sifinkter' denilen bir yapı vardır.Çeşitli sebeplerle bu sifinkter denilen siboba benzeyen yapı gevşerse midenin içerisindeki asitten zengin mayi(mide içeriği)yemek borusuna doğru geriyekaçar.Böylece hastada göğüste yanma,ağrı,geğirme,inatçı öksürükler gibi bulgularla kendini gösteren bir hastalık tablosu ortaya çıkar.Buna 'reflü' yada 'reflü özofajit' denir.Özofajit ismi de yemek borusunun latince ismi olan 'özofagus' isminden türemiştir ve yemek borusu iltihabı anlamına gelmektedir. Midemiz besinleri sindirebilmek için iki türlü eylemde bulunur.Birincisi mekanik olarak besinleri çalkalar bu da mide kasının kasılıp gevşemesiyle olur.İkinci olarak bazı enzim ve asitler salgılanır ve kimyasal olarak besinler öğütülür ve eritilir.Ayrıca midemiz salgılanan asite karşılık kendini savunma amaçlı bir takım koruyucu kimyasal maddeler salgılar.İşte bu kimyasal maddelerin çeşitli sebeplerle azalması yada midenin salgıladığı asitin normalden daha fazla olması halinde mide mukozasında yani midenin içindeki zarda iltihaplanma meydana gelir buna 'Gastrit' diyoruz.Bu olay daha ileriye giderse midede yada oniki parmak bağırsağında küçük yaralaroluşabilir.Bunlarada 'Ülser' diyoruz.Biraz önce yukarıda bahsettiğim gibi oluştuğu bölgeye göre mide ülseri yada oniki parmak bağırsağı ülseri adını veriyoruz.

GASTRİT VE ÜLSERİN SEBEPLERİ NELERDİR?

Gastrit ve ülserin pek çok sebei vardır.bunlar
1-genetik eğilim:anne babasında ülser ve gastrit olanlarda olmayanlara göre çok daha fazla oranda gastrit ve ülser olduğu görülmektedir.Fakat yüzde yüz genetikbir geçişten bahsedemeyiz.Anne ve babasında gastrit ve ülser olduğu halde çocuklarında hiç bir şikayet olmayabileceği gibi anne ve babasında hiç bir mide bağırsak şikayeti olmayan çocuklarda da gastrit ve ülser görülebilir.
2-stres:ülserin ve gastritin belki de en sık sebebi budur.Beynimizden midemize, bağırsaklarımıza ve bazı iç organlarımıza giden 'vagus' ismini verdiğimiz bir ip yada kablo şeklinde sinir vardır.Bu sinir beynimizin verdiği komutları midemize ve diğer iç organlarımıza ulaştırır.Strese bir yanıt olarak midemiz fazla miktarda asit salgılar. Bu da gastrit ve ülser oluşumunu tetikler yada başlatır.O yüzden ülser ve gastrit hastalarına mide tedavisi yanında çoğu kez stres azaltıcı ilaçlarda vermek gerekebilir.
3-beslenme:asit içeren besinlerle beslenmek gastrit ve ülser oluşumunu kolaylaştırır. Bunlar örneğin;limon portakal gibi sitrik asit içeren besinler,acılı besinler, baharatlı besinler,sirke,turşu,kızartma,asitli içecekler gibi besinlerdir. sigara içmek çok çay ve kahve içmek gastrit ve ülser oluşumunu kolaylaştırır.4-helikobakter pilori denen bir mikrop mide ve oniki parmak bağırsağı ülserlerinin belirli bir kısmından sorumludur.Bu kan testleriyle yada gastroskopi ile alınan biyopsiyle tanınabilir.
5-Bazı ilaçlar hastalarda gastrit ve ülsere sebep olabilir.Bunların en bilineni aspirindir. Bir aspirin yüzünden mide kanaması geçiren çok hasta vardır.bunun yanında diğer ağrı kesici ve romatizmal ilaçlar ve kortizonlu ilaçlar çok dikkatsizce doktor kontrolü olmaksızın ve uzun süre kullanıldığında gastrit ve ülsere sebep olabilirler. Reflü hastalığı da aşağı yukarı aynı sebeplerledir.Bütün gastrit veülserlerde reflü olmayabilir.Reflüden söz edebilmemiz için mutlaka yemek borusu ile mide arasındaki sifinkter den yemek borusuna kaçak olması gerekir.

GASTRİT ÜLSER VE REFLÜNÜN BULGULARI NELERDİR?

Midemizde gastrit olduğu zaman genellikle yemekten sonra ekşime, yanma, şişkinlik, kendini kötü hissetme,mide ağrısı gibi dispeptik bulgular denilen belirtiler görülür.Ülserler ise genellikle oniki parmak bağırsağında mideye göre çok daha sık görülür.Genellikle ağrılar aç karnına olur.;Birazcık yemek yiyince geçer.Gece uykudan uyandıran şiddetli ağrılar görülebilir.Sırta ve bele vurabilir. Reflü oldu ğunda ise hastada göğüs ağrısı,ekşime,yanma,geğirme ve inatçı öksürükler olabilir. Bu yüzden reflü çok ilginç birhastalıktır.Kalp hastalıklarıyla ve akciğer hastalıklarıy la çok karışır.Çoğu hasta göğsü ağrıdığı için kalp hastası olduğunu sanarak bize başvurular. Yada geçmeyen inatçı öksürüklerden dolayı astım yada bronşit tedavisi gören çok hasta vardır.Bu nedenle reflü hastalığı ayırıcı tanı açısından doktorlar tarafından çok önemsenen ciddi bir hastalıktır.Reflü özofajit çok yaygın bir hastalık olduğu için toplumsal bir sağlık sorunu gibi kabul edilebilir.

GASTRİT,ÜLSER VE REFLÜNÜN TANISI NASIL KONUR?

Polikliniklere müracaat eden pek çok hasta dispeptik şikayetler dediğimiz bu üç hastalığa yönelik rahatsızlıklarla müracaat ederler.Günümüzdeki modern yaşam,insanların hayattan beklentilerinin artması,aşırı stres,ekonomik sebepler ve beslenme alışkanlıkları bu hastalıklarının oranını çok arttırmıştır.Biz gastrit,ülser ve reflünün kesin teşhisini ancak gastroskopi dediğimiz hortuma benzeyen mideyeışıklı bir aletle bakarak koyarız.Fakat bu çok kolay birşey olmadığı için gelen her hastaya bu şekilde yaklaşmak ne ülkemizde ne de başka ülkelerde yapılan bir yöntem değildir.Öncelikle hastanın şikayetlerine ve muayene bulgularına göre hekim hastanın diyet ve ilaç tedavisini planlar.Hasta tedaviye cevap verir ve iyileşirse en az 2 ay tedavi devam ettirilir.Fakat hasta da herhangi bir iyileşme görülmezse endoskopi planlamak gerekir.Ultrasonla yada normal film ile ülser yadagastrit teşhisi koymak mümkün değildir.Hasta yaşlı ise kilo kaybı ve kansızlığı mevcut ise mide tümörü de ayırıcı tanı açısından değerlendirilir ve gastroskopi bir an önce yapılır.

GASTRİT,ÜLSER VE REFLÜNÜN TEDAVİSİ NEDİR?
1-Diyet tedavisi:Hastalara asitli yiyecek ve içeceklerden,acılı ve baharatlı besinlerden, portakal,limon ve greyfurt gibi besinlerden,kızartmadan tedavi süresi boyunca uzak durmalarını öneriyoruz.Bu üç hastalık içinde aynı diyet geçerlidir. Keza hastalar mide ve oniki parmak bağırsağına yan etki yapan aspirin,ağrı kesici ve romatizma ilaçları yada kortizonlu ilaçlar kullanıyorsa bunlar çok zorunlu olunmadığı sürece tedavi süresince kesilir.Yada kullanılması mutlak zorunluysa mide koruyucu ilaçlarla birlikte alınması tavsiye olunur.Hastalar çok sigara içiyorlarsa bırakmalı en azından azaltmalıdırlar. yine çok kahve ve çay içimi azaltılmalıdır.
2-İlaç tedavisi:İlaç tedavisinde en önemli şey hastada helikobakter pilori denilen mikrobun bulunup bulunmadığının tespitidir.Eğer mikrop olmayan bir ülser yada gastrit varsa mide asitini azaltıcı yada mide mukozasını(iç yüzeyini)koruyucu ilaçlarverilir.Burada önemli olan nokta hastanın şikayetleri birkaç gün içinde geçse bile tedavinin en az 2 ay boyunca devam ettirilmesidir.Eğer mikrobik bir ülser ise 2 yada 3 hafta boyunca ilave olarak mikrobu öldürücü antibiyotik tedavisi eklenir.Ülser vegastrit genellikle tedaviye çok iyi cevap veren hastalıklardır.Yeni çıkan bir çok etkili mide ilaçları bulunmaktadır.Fakat buna rağmen hastaların çok az bir kısmı cerrahi tedaviye ihtiyaç duyarlar.Bu yeni kuşak mide ilaçları çıkmadan yıllar önce çok fazla hasta ameliyatla tedavi edilmek zorunda kalıyordu.Fakat günümüzde çok ilerleyen tıp sayesinde bu oran çok azalmıştır.Bizim hastalarda gördüğümüz en büyük hata bu tarz şikayetleri olduklarında bir kaç gün rastgele ilaç aldıkları ve şikayetleri geçince ilacı bırakmaları ve doktora başvurmamalarıdır.Böylece hastalar yıllarca tedavisi mümkün olabilecek bir hastalıktan dolayı sıkıntı çekerler. Reflü hastalığında ise ilaç tedavisi olarak mide asitini azaltıcı ilaçlarla birlikte mide ile oniki parmak bağırsağı arasındaki sifinkterin kasılmasını arttırıcı ilaçlar verilir ve midede ki asitin yemek borusuna geçmesi önlenmeye yada azaltılmaya çalışılır.Yine bu hastalara mümkün olduğunca yüksekte yatmaları önerilir.

3 Mayıs 2009 Pazar

BAHAR ALERJİLERİ



BAHAR ALERJİLERİ
Benimde alerjik bir yapım olduğu için, sabahları devamlı hapşırıp , burnum aktığından bunun üzerine gözlerimin etrafı kaşıp kızardığından , çok sevdiğim bahar ayı zehir oluyor.Ama olsun yinede bahar en güzel zaman:)) Alerjileri araştırdım:

Duyarlı kişilerde alerjik reaksiyonlara sebep olan maddelere "alerjen" denir. Alerjenler vücuda hava/solunum yoluyla (polenler, küfler, ev tozları gibi), ağız yoluyla (besinler, ilaçlar gibi) ve deri yoluyla (kimyasal maddeler, böcek ısırıkları gibi) girebilir.
Alerjik hastalıklar arasında astım, saman nezlesi, egzama, ürtiker (kurdeşen), göz nezlesi sayılabilir..

Bahar alerjilerini ortaya çıkaran nedenler nelerdir?
Alerjik kişilerin güzel bahar günlerini kabusa çeviren polenler ya da diğer adıyla çiçek tozları, bitkilerin erkek tohumlarıdır. Küçük polenler, rüzgarla taşındıklarından bitkiden kilometrelerce uzaktaki kişide bile alerjiye neden olabilir. Alerjik bireylerin polen alerjileri farklılık gösterir. Ağaç polenleri daha çok Şubat-Mayıs, ot polenleri Mayıs-Haziran aylarında, yabani ot polenleri ise yaz ortasından sonbahara dek yakınmalara neden olur. Sabah saatlerinde havadaki polen miktarı genellikle daha fazladır. Yağmurlu günlerde havada uçuşan polen miktarı azaldığından polen alerjisi olan kişiler rahat eder. Tam tersine sıcak ve rüzgarlı günlerde polen yayılımı artar. Bazı kişilerde alerjik oldukları polenle benzer aileden olan bitkilere karşı da alerji görülebilir. Buna "çapraz alerji" adı verilmektedir. Örneğin, huş ağacı polenine alerjisi olan kişiler, elma, armut, havuç, kereviz ve domates yediklerinde dudaklarında ve damaklarında kaşıntı olabilir.

Polenler alerjik hastalıkları nasıl tetikler?

Polenler, saman nezlesi (alerjik nezle) ve astım belirtilerini tetikleyebilirler. Saman nezlesi aslında "mevsimsel alerjik rinit" olarak bilinen hastalığın halk arasındaki adıdır. Çoğunlukla ilk belirtiler çocuklukta ve gençlikte ortaya çıkar. Burunda ve genizde akıntı ve kaşıntı, hapşırık, gözlerde sulanma/yaşarma/kızarıklık, gözaltlarında morarma gibi yakınmalara neden olur. Çocuklarda burnun elle yukarı doğru sürekli itilmesiyle ("alerjik selam") burun üzerinde çizgi şeklinde iz görülebilir. Hayat kalitesini oldukça bozan bu rahatsızlık, polenlerin solunmasıyla ve gözlere temas etmesiyle ortaya çıkar. Nefes darlığı, hava açlığı, öksürük, balgam çıkarma, göğüste tıkanma hissi gibi belirtilerle seyreden astım, bahar aylarında polenlerin yayılmasıyla kötüleşebilir. Polen alerjisi olan astımlı hastaların alerjik oldukları polenlerin yayıldığı haftalar/aylar boyunca şikayetleri artabilir. Bu dönemde hastanın ilaç tedavisinin yeniden düzenlenmesi gerekebilir. Diğer alerjenlere göre polenlerden kaçınmak biraz daha zordur. Bunun için alınacak bazı tedbirlerle kişinin maruz kaldığı polen miktarı azaltılabilir. İdeal olan kişinin alerjisinin olduğu bitkinin yetiştiği bölgeden başka bir yere taşınması gibi görünse de bir polene alerjisi olan kişi, yeni bir bölgeye taşındığında zaman içinde maruz kaldığı yeni polenlere karşı alerji geliştirebilmektedir.
- Astım hastaları polen mevsiminde nelere dikkat etmeli?
" Araba ve evlerin pencereleri kapalı tutulmalıdır. Polenler daha çok sabah saat 05.00-10.00 arasında yayıldıklarından ev öğleden sonra havalandırılmalıdır." Hasta mümkün olduğunca sokağa çıkmamalıdır. Dışarı çıktığında yapabiliyorsa polen maskesi kullanmalıdır. " Polen mevsiminde açık havada spor yapmak doğru değildir." Dışarı çıkarken gözlerin yanını da örten güneş gözlüklerinin faydası olabilir." Dışarıdan eve gelindiğinde hemen giysiler değiştirilerek yıkanmalı, mümkünse burun içini dahi yıkayarak banyo yapılmalıdır. Saçların yıkanması da buraya yapışan polenlerin temizlenmesi açısından yarar sağlar." Çamaşırlar dışarıda kurutulmamalıdır, üstlerine polen yapışabilir. Mümkünse polen mevsiminde çamaşır kurutma makinesi kullanılmalıdır." Evde ve arabadaki klimaların polen filtreleri sık sık değiştirilmelidir." Ev içi hava temizleyiciler eve giren polenlerin ortadan kaldırılmasında faydalı olabilir." Polen mevsiminde toz, sigara dumanı, boya kokusu, parfüm gibi irritanlardan uzak durmak, polen alerjisi olan kişinin şikayetlerinin ağırlaşmasını engeller.

Alerjik hastalıklarının tedavisi nedir?

Allerjik nezlesi olan bazı hastalar, mikrobik bir solunum yolu enfeksiyonu geçirdiklerini düşünebilirler. 1-2 haftayı geçen şikayetleri olan hastalar, mutlaka bir hekime başvurmalıdır. Saman nezlesinden korunmada ilk adım, hastanın hangi polene karşı alerjisinin olduğunun saptanmasıdır. Bu amaçla hızlı ve kolay uygulanan deri testlerinden, kimi zaman da kan testlerinden yararlanılır. Alerji yapan etken saptandığında, kişi bundan olabildiğince uzaklaşmalıdır. Tedavide alerji önleyici ilaçlardan yararlanılır. Uygun kişilerde aşı tedavisi de belirtilerin giderilmesine yardımcı olabilir.

Uz. Dr. Füsun Soysal Memorial Hastanesi Göğüs Hastalıkları BölümüAyrıntılı bilgi için; http://www.memorial.com.tr/

Biber Yoğurtlaması


Biber Yoğurtlaması

Yaz geliyor, biberler bollaştı.Bende çok sevdiğimiz biber yoğurtlamasını yaptım.bu ismi ben taktım:)
istediğiniz kadar biberi ince doğrayıp, az yağla kavuruyorsunuz.Soğuyunca sarımsaklı yoğurtla karıştırıp servis yapabilirsiniz...Uyarı : çok ekmek yediriyor:))
Afiyetler olsun.