31 Mart 2009 Salı

Acıbadem tadında fındıklı bisküvi

Hep sağlık dedik, birazda sağlıklı beslenelim ,
Yemeden sağlık olmaz dimi ama.....


FINDIKLI BİSKÜVİ :

1 yumurtanın akı
1 çimdik tuz
1 çay bardağı toz şeker
3 çay bardağı rondoda çekilmiş fındık
1 tatlı kaşığı toz zencefil
üzeri için damla çikolata

YAPILIŞI:
yumurta akı ile bir çimdik tuz 10 dk mikserle kar halini alıncaya dek çırpılır.
diğer malzemeler eklenir kaşıkla karıştırılır.yağlı kağıt serilmiş tepsiye 1'er kaşık konur.
benim yağlı kağıtım yoktu, minik kek kağıtlarına koydum..damla çikolata ile süslenir.175 derecede 10 dakika hafif sararıncaya dek pişirilir.

Orjinal tarif Sevil arkadaşımın bloğunda:
http://sevilaltunel.blogspot.com/search/label/findikli%20biscotti


pişerken mis gibi kokuyor, sıcakken yumuşak ama soğuyunca sertleşiyor.ben çok sevdim bu tadı, hele kahveyle muhteşem gidiyor.hemde un ve yağ olmadığı için çook sağlıklı....

24 Mart 2009 Salı

Sağlık Mucizesi Kefir

KAFKASYADAN GELEN SAĞLIK MUCİZESİ KEFİR

Çok eski zamanlardan günümüze kadar gelen mucize içecek Kefir…
Ben 2 yıl önce tanıştım kefirle , bir arkadaşım mayasını vermişti , uzun süre yarım yağlı sütten mayalayarak sabah akşam içtim. Tam yağlı sütten yapılırsa kilo aldırıyor.
Arkadaşım anlattığında şaşırmıştım.Maya devamlı çoğalıyor, o yüzden ufalananları ayıklıyorsunuz.Bunları arkadaşım sokaklarındaki uyuz bir köpeğe yedirmiş , bir süre sonra
Köpek iyileşmiş, yaralarından eser kalmamış.
Bende içtiğim sürece çok hastalanmadım, mide , sindirim sistemi problemlerimi çözdü.
Mayasını kaybettim, yine bulup içmem gerekiyor kışın kemiklerim ağrıyor, içtiğim zaman bayağı iyi gelmişti.
Kefirin Mayası Üniversitelerin Ziraat Fakültelerinde ve aktarlarda kuru halde bulunabilir.Ama kullanan arkadaşınız varsa ondan alabilirsiniz.Şimdi hazır satılanları da var, ama evde yapmak daha ekonomik geliyor, birde günlük şişelerde satılan sütleri kullanmak daha faydalıymış.




(Kefir) İle İlgili Bilgiler:

Kefir kültüre edilmiş, birçok sağlık unsuru içeren ayran benzeri bir içecektir. Kefir ekşi ve ferahlatıcı tadı ile ayrana, yoğurtta bulunan maya ve bakterilerin bağırsak siteminde tutunma özelliği olan ‘probiyotik’ yapıları ile de yoğurda benzemektedir. Kefirde doğal olarak yer alan bakteriler ve mayaların simbiyotik etkileşimi sonucu oluşan yapılar bu içeceğin düzenli tüketilmesi durumunda sağlık açısından faydalar içermektedir. Değerli vitamin ve mineraller ile yüklenmiştir, kolay sindirilebilir proteinler ve doğal antibiyotik özellikler içermektedir.

Kefirde yer alan çok miktardaki yararlı maya ve bakteriler, kültüre edilme işleminden sonra ortamda bulunan laktozun tamamına yakınını yapılarında bulunan laktaz enzimi ile tüketirler. Böylece laktozu tolere edemeyen kişiler bu şekilde kefiri rahatça tüketirler.

Kefir çok farklı sütler ile örneğin inek, keçi, koyun, hindistancevizi, pirinç ya da soya sütleri ile yapılabilir. Yapısal olan mukoz benzeri özelliği, sindirim sisteminde yararlı bakterilerin kolonizasyonunu kolaylaştırır.

Kefir, tanecik (grain) adı verilen jelatinimsi beyaz ya da sarı partiküllerden oluşmaktadır. Bu tanecikli yapı kefiri diğer süt ürünlerinden ayırmaktadır. Bu tanecikler bakteri/maya karışımı kazein (süt proteini) ve kompleks şekerler ile küme halini almaktadır. Bazı taneciklerin fermentasyon işlemleri sonucunda el avucuna sığabilecek büyüklüklere ulaştığı bilinmektedir. Tanecikler yapısında bulunan yararlı organizmalar ile sütü fermente ederek kültüre edilmiş ürüne dönüştürmektedir.

Yoğurt ve Kefir arasındaki farklar nelerdir?

Her iki üründe kültüre edilmiş süt ürünleridir ama farklı türde faydalı bakteri içermektedirler. Yoğurdun içermiş olduğu bakteriler sindirim sistemini temiz tutarak burada konakçı olan diğer faydalı organizmalar için besin sağlamaktadır. Kefir bu özelliklere artı olarak yoğurdun sahip olmadığı sindirim sistemini kolonize etme özelliğine de sahiptir.

Kefir yoğurtta bulunmayan birkaç faydalı bakteriyi de içermektedir, Lactobacillus caucasus, Leuconostoc, Acetobacter türleri ve Streptococcus türleri. Aynı zamanda vücut için yıkıcı patojen özellikte olan mayaların gelişimini kontrol altına alan ve elimine eden Saccharomyces kefir ve Torula kefir gibi mayaları da içermektedir. Sindirim siteminde zararlı bakteri ve mayaların bulunduğu ortamda mukoz asta yapı oluşturarak ortamı temizler ve bağırsakların direncini artırır. Bu nedenle vücut gerek Escherichia coli gibi patojenlere gerek bağırsak parazitlerine karşı daha dirençli hale gelir.

Kefirde bulunan bakteri ve mayalar tam olarak parçalanmamış besinlerin sindirimine yardımcı olarak besin kaybını önlemekte, bu sayede kolonu temiz ve sağlıklı tutmaktadır. Kefirin yoğurda kıyasla daha ince tanecikli yapıda olması sindiriminin kolay olmasını sağlamakta bu sayede de gerek bebekler gerek rahatsız yaşlılar ve sindirim bozukluklarına sahip olanlar için kullanımını kolaylaştırmaktadır.

Besin Değeri

Kefir, vücudun temel fonksiyonlarında ve çeşitli faaliyetlerinde kullanılan mineraller ve esansiyel amino asitler bakımından zengindir. Kefirde bulunan proteinler kısmi sindirimi yapılabilen ve bu nedenle vücut tarafından kolay değerlendirilebilir yapılardır. Kefirde bol miktarda bulunan ve esansiyel amino asitlerden bir tanesi olan triptofanın, mineral maddelerden kalsiyum ve magnezyumun sinir sitemi üzerinde rahatlatıcı etkisi olduğu bilinmektedir. Vücudumuzda en çok bulunan ikinci mineral madde olan fosfor, hücre gelişimi ve enerji ihtiyacının karşılanması için karbonhidratların, yağların ve proteinlerin kullanımında kolaylık sağlamaktadır.

Kefir, B12, B1 ve K vitamini bakımdan da zengindir. Bu vitaminlerin yeterli alınması durumunda gerek böbrek, karaciğer ve sinir sistemine gerekse deri rahatsızlıklarına sayısız fayda sağladığı bilinmektedir.

Sağlık açısından Kefir

Kefirin diyetimizde düzenli olarak tüketiminin sayısız faydaları bulunmaktadır. Kolay sindirilebilir olması, bağırsakları temizlemesi, faydalı bakteriler ve mayalar, vitaminler ve mineraller, ve proteinleri içermesi. Kefir dengeleyici bir gıdadır. İçerdiği yapılar ile bağışıklık sisteme yardımcı olduğu, AIDS gibi rahatsızlıkların kötüye gitmesini yavaşlatmak, aşırı yorgunluk sendromuna, herpes ve kansere karşı olumlu etkilerinin olduğu belirtilmektedir. Sinir sistemi üzerine olan sakinleştirici etkisi nedeni ile uyku bozuklukları, depresyon ve hiperaktivite rahatsızlıklarında kullanılmaktadır.

Neden Kefir tüketmeliyim?

* Çünkü Kafkasya Kültürü’nün bir öğesidir

* Pahalı olmayan bir gıdadır

* Dünyanın farklı yerlerinde Kronik Yorgunluk Sendromu, Astım, Deri Rahatsızlıkları ve antibiyotik tedavisinden sonra iç eko-sistemin temizlenmesinde kullanılmaktadır

* Çok şeker ve şekerli gıda tüketen çocuklar için faydalıdır

* Doğal sakinleştirici ve antibiyotiktir

* Hamile kadınlar, hemşireler, yaşlılar için kompleks bir gıdadır

Kefirin saklanması
Kefirin çok ekşi olmayan tatlıya yakın bir tatta içilmesi isteniyor ise taze olarak bir iki gün içerisinde tüketilmesi önerilir. Kefir ağzı kapalı bir kapta hafta hatta aylarca buzdolabında saklanabilir. Özellikle laktozu tolere edemeyen kişilere önerilebilecek olan, buzdolabında saklanan kefir tüketildikçe üzerine taze olanlardan eklenmesi ve bu şekilde tüketilmesidir.

Meraklısına

Dolapta bekleyen kefir sağlık açısından bir olumsuzluk etmeni oluşturmaz. Düşük sıcaklıklarda bile, içerisinde bulunan Acetobakteriler tarafından üretilen asetik asit nedeni ile ekşiliğin artmasına neden olur. Hatta bir araştırmada bir yıl boyunca bekletilen kefirin tadının biraz ekşi olduğu ve içerisinde yer alan mayalar nedeni ile alkol miktarını % 4 civarına çıktığı belirtilmiştir.

Kefir yapmaya bir süre ara vereceğim, nasıl saklarım?

Kefir tanelerini bir kaç ay kullanmayacaksanız;

* Kefir tanelerini temin ettiğinizde saf su içerisinde küçük bir kapta ya da kurutulmuş halde olacaklardır. Kefiri kullanmayacağınız zaman bir kabın içerisine saf suyu koyarak ve taneleri de içerisine ilave ederek buzdolabında (+4 C) saklayabilirsiniz.

Kefir tanelerini donduracak iseniz,

* Kefir tanelerini soğuk saf su ile yıkayın (suyun klorsuz olmasına dikkat edin), temiz ve beyaz bir havlu ile düzgünce üzerindeki nemi bastırmadan uzaklaştırın. Taneleri bir poşet ya da kutu içerisine koyun ve taneleri tamamen kapatacak kadar süt tozu ilave edin ve buzluğa kaldırın. Bu şekilde bir yıla yakın bir süre saklayabilirsiniz.

Kefir tanelerini Kafkasya’da yapıldığı gibi kurutacak iseniz;

* Kefir tanelerini soğuk saf su ile yıkayın, temiz ve beyaz bir havlu ile düzgünce üzerindeki nemi bastırmadan uzaklaştırın. Tanecikleri beyaz kağıttan kese içerisine koyup yoğun güneş altına bırakın. Tanecikleri burada sıcaklık, nem ve tanecik boyutuna bağlı olarak bir iki gün içerisinde kuruyacaklardır. Kuruyunca renkleri sarıya dönebilir bu gayet normaldir. Kuruyan taneleri ağzı sıkıca kapatılabilen bir kaba koyup soğuk bir ortam ya da buzdolabında 1- 1.5 yıl civarında saklanabilir.

Saklanan kefir tanelerinin aktivitesini geri kazandırmak için ne yapmalı ?

Farklı nedenler ile kefir taneleri aktivitelerini kaybetmiş olabilirler. Onları tekrar aktive edebilmek için;

Kefir tanelerini dondurmuşsanız;

* Dondurulmuş olan taneleri soğuk su içerisine koyun. Bu şekilde süt tozundan ayrılabilsin. Sonrasında bir kap içerisine tanelerin üzerine 1/3 oranında olacak şekilde süt ilave edin ve 24 saat beklemeye bırakın. Eğer pıhtılaşma istenen düzeyde olmaz ise bu işleme her 24 saatte sütün miktarını her seferde artırarak devam edin. Bu işlem üç-dört gün sürebilir. İstenen aromaya ve yapıya ulaşıldığında kefir taneleri sütü işlemek için hazır demektir.

Kurutmuşsanız;

* Tanecikleri bir kaba alıp üzerine 1/3 oranında süt ilave edin. 20 - 24 saat sonra eski aromaya ulaşmış ise taneler hazırdır. Eğer değil ise, yukarıdaki gibi artan miktarlarda süt ilave ederek bu işleme devam edin. 2 - 7 gün arası tazelemeden sonra taneler hazır hale gelecektir.

Not: Kefiri aktive etme aşamasında elde edilen kefiri içmeyiniz.

Kefir, dünyanın çok değişik bölgelerinde tüberküloz, kanser ve gastrointestinal bozukluklar gibi hastalıklarda tedaviyi destekleyici unsur olarak geniş çapta kullanılmaktadır. Bugüne kadar kefirin gastrointestinal rahatsızlıklar üzerine etkilerinin araştırıldığı çok sayıda çalışma yapılmıştır. Ayrıca son yıllarda kefirin bazı kanser türlerini kontrol etme özelliği, kolesterol düşürücü etkisi ve bağışıklık sistemiz üzerine etkileri ile ilgili olarak pek çok çalışma yapılmış ve bu yönde olumlu sonuçlar elde edilmiştir. Bu derlemede kefirin sağlık üzerine etkileri ile ilgili son yıllarda yapılan çalışmalara değinilerek kefirin fonksiyonel gıda özelliği değerlendirilecektir.

Kefirin Faydaları
*Mikrobik enfeksiyonlara karşı direnci arttırır,
*Serinletici aromasıyla kronik yorgunluğu giderir,
*stres azaltır, sakinleştirir ve kolesterolü düşürür,
*Sinir sistemini güçlendirir,
*Uykusuzluğu ve sinirsel depresyonu ortadan kaldırır,
*Damar sertliğini ve kas kasılmalarını önler,
*Yüksek tansiyonu düzenler ve dengeler,
*Kan bozukluklarını giderir ve kanı temizler,
*Karaciğer rahatsızlıklarını iyileştirir,
*Cildi güzelleştirir ve parlaklık verir,
*Egzema ve benzeri deri hastalıklarına iyi gelir,
*Yara ve yanıkların hızla iyileşmesini sağlar,
*İdrar yolu iltihaplarını tedavi eder,
*Mide ve bağırsak rahatsızlıklarına iyi gelir,
*Safra kesesi ve böbrek hastalıklarına iyi gelir,
*Sindirim sistemini mükemmel şekilde düzenler,
*Sağlıklı diyet için önemlidir, kilo almayı önler.
Kefirin Yararları
*bebeklikten ergenliğe kadar; kemiklerin ve dişlerin oluşumu ile sağlıklı dokuların ve kasların gelişimini olumlu etkiler.
*Vücudun gelişmesi için gerekli olan vitamin, mineral ve protein desteğini sağlar.
*Bağışıklık sistemini güçlendirdiği için mikrobik enfeksiyonlara karşı direnci arttırır.
*Aşırı çikolata, şeker ve sakız tüketen çocukların sağlık risklerini azaltır.
*Diş çürüklerini önler.
*Şekerin özümlenmesini sağlar ve şekeri enerjiye dönüştürür.
*İştah açar ve beslenmeye güçlü destek oluşturur.
*Asabi hastalıklarda rahatlatıcı görevi görür.
*İshale ve kabızlığa karşı etkindir.
*Kansızlığı önler ve kan bozukluğunu giderir.Tırnakların sağlıklı kalmasını sağlar.
*Görme yeteneğini güçlendirir.
*Kesiklerin ve yaraların hızla iyileşmesini sağlar.
*Zekâ gelişimine önemli katkı ve zihinsel aktiflik sağlar.
*Astım ve Alerjiye karşı direnç oluşturur.
*Çocukların büyümesinde doğal koruma ve güvenli beslenme sağlayan nefis bir süt içeceğidir.
*Büyümeye güçlü destek sağlar.
*Boy uzamasına ve sağlıklı gelişime yardımcı olur.
*Ergenlik dönemine Pozitif etkinlik katar.
*Hormon dengesinin kuruluşuna yardımcı olur.
*İhtiyaç duyulan enerji için mükemmel destek verir.
*Zihinsel ve fiziksel gelişime benzersiz katkı sağlar.
*Beyin hücrelerini aktifleştirir ve beyinsel dinamizmi arttırır.
*Aşırı şişmanlamaya veya zayıflamaya karşı frenleyici görev üstlenir.
*Sindirim sistemini inşa eder ve tam beslenme sağlar.
*Sindirim esnasında protein sentezine olumlu yardım eder.
*Bağırsak florasını inşa eder.
*Böbrek fonksiyonlarını düzenler.
*Vitamin ve mineraller arasında işbirlikçi yapısıyla simbiotik çimento görevi görür.
*Cilt güzelliğine ve parlaklığına olumlu etkiler yapar.
*Ciltteki yağlanmayı ve kepeklenmeyi önler. Saçları kuvvetlendirir.
*İç ve dış kanamalarda kanamaları durdurmaya yardımcı olur.
*Yanıkların hızlı iyileşmesini sağlar.
*Dokuları tamir eder.
*Vücudun Sıvı dengesini optimum seviyede tutar.
*DNA sentezini ve yenilenmesini olumlu etkiler.
*Hücrelerin Oksijen almasında etkili görev üstlenir.
*Gençlik döneminin etkin, enerjik ve aktif bir dönem olmasında unutulmaz bir partnerdir.
*Gençlik ve dinçlik duygusunun sürekliliğini sağlar.
*Yorgunluk ve strese karşı koruyucu bir kalkandır.
*Cinsel fonksiyonların devamlılığında aktiflik kazandırır.
*Vücudun bütün organlarının uyumlu ve senkronize çalışmasını düzenler.
*Kanı temizler, klosterolü dengeler ve yüksek tansiyonu düşürür.
*Damar sertliğini ve kalp krizi riskini önler.
*Uykusuzluğu giderir. Spor yapanlar için enerji deposudur.
*Ferahlatıcı hoş kukusu ve benzersiz tadıyla rahatlık verir, dinlendirir ve gevşetir.
*Yemeklerde keyfinize keyif katar.
*Hazmı kolaylaştırır.
*Diyet yapanlar için en ideal içecektir.
*Kilo aldırmaz ve beslenme sentezi oluşturur.
*Kemoterapi tedavisi sürerken vücudun güçlü kalmasını ve beslenmenin devamlılığını sağlar.
*Kas kasılmalarını ve krampları önler.
*Selülitlere karşı etkindir.
*Yağ dokularını çözümleyici fonksiyon içerir.
*Sindirim sistemindeki trafiği düzenler.
*Birçok hastalığın oluşumunu ilk başlangıçtan itibaren hemen önler.
*Başta üreme hormonları östrojen, progesteron, testesteron olmak üzere kortizon, ensülin, trioid, serotonin ve adrenal hormonları üzerine olumlu etkiler yapar.
*Mide asitleri ile salgıların düzenli ve verimli üretilmesine katkıda bulunur.
*Alkol alanlar açısından kaybolan vitaminlerin geri alımında tam bir takviye sağlar.
*Zehirlenmelere karşı kanı temizler.
*Vücuda giren siyanürü etkisizleştirir.
*Saç dökülmesini azaltır.
*Doğum kontrol hapı ve idrar söktürücü ilaç alanlara yardımcı olur.
*Antibiyotik ilaçlar vücuttaki tüm vitaminleri ve bakterileri öldürdüğünden; doğal savunma ve savaş ordularını kurarak doğal antibiyotik görevi üstlenir.
*Sinir sistemini sürekli reorganize ettiğinden çelik gibi güçlü yapı oluşturarak sakinlik ve rahatlık verir.
*Antioksidan özellikleri ile hücre yenilenmesine katkı sağlar.
*Menopoz dönemindeki riskleri azaltır.
*Aşırı yıpranmayı ve yaşlanmayı yavaşlatır.
*Damar sertliğini engeller.
*Uzun ve sağlıklı bir ömür trendine yönelik metabolizmanın mimarıdır. Kemiklerin ve kasların güçlü kalmasına destek sağlar.
*Osteoporoz ve Alzheimer hastalığına karşı direnç oluşturur.
*prostat ve Bağırsak Kanseri başta olmak üzere birçok kanseri önleyici etkisi olduğu bilinmektedir.
*Adale kasılmaları ile felce karşı etkindir.
*Ellerdeki titremeler ile bellek zayıflığını ve dikkat azalmasını önler.
*Kronik güçsüzlüğe karşı kuvveti arttırır.
*Sinir iltihaplarına bağlı olarak el ve ayaklardaki uyuşma ile karıncalanmaları azaltır.
*Görme zayıflığını ve katarakt oluşumunu engeller.
*Serbest radikallerin, ağır metallerin ve zehirli Gazların vücuttaki olumsuz etkilerini azaltır.
*Kronik depresyona karşı olumlu iyileştirmeler yapar.
*Genç yaşlanmayı sistemize eder.
*Mutlu bir yaşlılık dönemi için vazgeçilmez doğal bir dosttur.

19 Mart 2009 Perşembe

Elma Sirkesi Ve Faydaları



Elma sirkesi, doğal bir mucizedir!


Elma Sirkesini 2-3 yıldır aşağıdaki şekilde ballı sıcak sulu kullanıyorum.Grip tedavisinde, zindelikte , yağları eritmede çok faydası var.O yüzden burada paylaşmak istedim.

İlk duyduğumda mideme zarar vereceğini düşündüm ama sabahları aç karnına içtiğim halde bir zararı olmadı.Ayrıca bademciklerim şişmiyor ve farenjite de iyi geliyor....

Her Tür temizlikte, meyve sebze yıkamada , halı silmede her yer pırıl pırıl oluyor.Yeni duyduğum da ; bir arkadaşım bulaşık makinesinin parlatıcı gözüne koyup kullanıyormuş, parlak bardak ve tabaklar elde ediyormuş.Bende deniyeceğim:)

Herkese Sağlıklı günler dilerim....


Bileşimi: Kalsiyum, fluor, potasyum, magnezyum, sodyum, fosfor, silisyum, A vitamini, Beta-carotin, B1, B2, ve B6 vitaminleri, C vitamini, sirke asitleri, meyve asitleri, pektin, doğal aroma maddeleri.

Yaşlılığımızda da sağlıklı olabilmek için hareketli bir yaşam ve sağlıklı bir beslenme biçimi oluşturmaya özen göstermeliyiz.. İşte burada elma sirkesi seçiminin değeri ile karşılaşıyoruz. İçerdiği çok değerli ve çeşitli maddeler nedeniyle, en sağlıklı sıvılardan biridir o.


Elma sirkesi, bedenimizi içten ve dıştan tedavi edebileceğimiz olağanüstü bir doğal ilaçtır. Burada size, bedeninizi genel anlamda güçlendirmek, çeşitli hastalık belirtilerini hafifletmek ve gerekli cilt bakımını yapmak için elma sirkesini nasıl kullanabileceğinizi anlatıyorum.

Kullanım biçimleri: Doğal elma sirkesinin en etkili kullanım biçimi, çiçek balı ile karıştırılarak oluşturulur:


*1 bardak su

*1 tatlı kasığı dolusu elma sirkesi

*1 tatlı kasığı dolusu çiçek balı


Hepsi iyice karıştırılır ve sabahları aç karnına küçük yudumlarla içilir.


Sürekli kullanım sayesinde, öncelikle bedenin bağışıklık sistemi güçlenecek ve sizi pek çok hastalıktan koruyabilecektir. Bu enerji kokteyli ayrıca size canlılık ve güç kazandıracak ve ileri yaşlara kadar sağlıklı ve mutlu kalmanıza önemli katkılar sağlayacaktır.

Ama burada çiçek balını da yakından tanımamız gerekiyor:

Çiçek balının bileşimi: Seker: %32 üzüm şekeri (glikoz), %39 meyve şekeri, %7 malt şekeri. 100g balda mineraller: Sodyum 7 mg, potasyum 45 mg, kalsiyum 5 mg, fosfor 20 mg, magnezyum 3 mg, demir 1mg. 100g balda vitaminler: B1 0,03 mg, B2 0,05 mg, Niacin 0,1 mg, C 1mg.

Sabahları aç karnına içtiğiniz bir bardak elma sirkesi-bal kokteylinin içindeki müthiş zenginliği öğrenmiş bulunuyorsunuz artık.



Elma sirkesi evde nasıl hazırlanır, nerede kullanılır?


Sirke yapımı için en uygun elma türü şeker oranı yüksek kış elmalarıdır. Değişik çeşitlerin bir araya getirilerek kullanılması da sirkeye ayrı bir lezzet katar. Sirke yapımında kaçınılması gereken elma türleriyse ham ve ekşi olanlardır. Sirke yapımında dikkat edilecek en önemli konuysa hijyendir. Elmalar yıkandıktan sonra, kullanılacak malzeme ve kavanozlar sıcak suyla iyice yıkanmalıdır. Elmalar küçük parçalara ayrıldıktan sonra preslenerek veya katı meyve sıkacağından geçirilerek suları çıkarılır. Meyve suyundaki şeker fermantasyona uğrayarak önce alkole, sonra ise asetik bakterilerinin yaptığı fermantasyonla asetik asite, yani sirkeye dönüşür. Sirke yapımında iki faktör çok önemlidir; bakterilerin verimli çalışmasını sağlayacak sıcaklık ve oksijen (havalanma). Havayla teması arttırmak için mümkün olduğunca geniş ağızlı ve sığ bir kavanoz seçilir. Meyve suyu, üstte boşluk kalacak şekilde kavanoza doldurulduktan sonra, meyve sineğinin geçemeyeceği, fakat havalanmanın sağlanabileceği temiz bir bez/tülbentle kavanozun ağzı kapatılır. Günde bir kez karıştırarak havalanmayı sağlamak sirkeleşmeyi hızlandırır. Sirkeleşme için ılık ( 15-25 C ) bir ortam tercih edilir ve kavanozlar güneş ışığından uzak, loş bir yerde saklanır. Kullanılacak kaplar cam veya ahşap olmalıdır, metal kap tavsiye edilmez. Yapım sırasında sirkeleşmeyi hızlandırmak için daha önce yapılan doğal elma sirkesi katılabilir. Sirke, seçilen elma türü ve koşullara göre üç- altı hafta içinde oluşur. Sirke kokusu alınmaya başlandığından itibaren, her gün tadarak istenilen tat ve asit derecesi (yüzde 4-8 asit oranı) elde edilene kadar işleme devam edilir. Elde edilen sirke fermantasyonun devamını engellemek için birkaç kat tülbentten, kahve filtresi vb. filtrelerden veya süzme yoğurt kesesinden geçirilerek iyice süzülür. Böylece meyve kalıntılarından arındırılır. Hava almasına olanak vermeyen ince uzun şişelere, tam dolacak şekilde aktarıldıktan sonra serin, loş, güneş ışığı almayan bir yerde saklanır. Ne kadar süzersek süzelim, ev koşullarında doğal elma sirkelerinde fermantasyon tam olarak durdurulamaz; şişede, şifai özelliklerinin göstergesi olan yumuşak kaygan yapısıyla deniz anasını andıran düz bir tabaka oluşur. Bu tabaka bakterilerin atıklarından oluşur ve sirke kullanılacağı zaman atılır. Doğal sirkeler rafine olanlara göre daha bulanıktır. Fakat pastörize veya damıtılarak üretilen rafine elma sirkeleri, yüksek sıcaklıklardan ötürü, ona şifai özellikleri kazandıran enzimler, mineral maddeler, vitaminler, pektin, malik ve tartarik asitler açısından fakirleşir, bir kısmını tamamen yitirir.


Kullanıldığı yerler Hazırladığımız sirkeleri salatalarda, çorbalarda vs. aroma vermek amacıyla kullanabiliriz.

Şifa amaçlı kullanmak için; bir bardak suya 1-2 tatlı kaşığı elma sirkesi ve 1-2 tatlı kaşığı bal katarak, günde 3 kez, mümkünse yemeklerden önce (fazla kilo problemi için de etkili olan elma sirkesi bu amaçla kullanılacaksa mutlaka yemeklerden önce alınmalıdır) kullanılır. Elma sirkesi koruyucu sağlık amacıyla, sürekli olarak günde enaz bir kez sabahları açken alınmalıdır. İyileştirici özellikleri Besinlerin verimli kullanımını, metabolizmanın sağlıklı işleyişini, vücudun asit alkali dengesini korumasını sağlar. Kalsiyumun daha verimli kullanımını sağlayıp, bir yandan kemiklerin yeniden gerekli kalsiyumu almasını desteklerken, bir yandan da eklemlerdeki kalsiyum birikimini kırar. Uzun süreli kullanımı eklem ve kemiklerdeki sertlik ve sıkıntılara son verir. Sodyumun etkisini yansızlaştırarak yüksek tansiyondan korur. Kolesterolü düşürür. İçerdiği doğal asitler ve enzimler kanın daha sağlıklı ve ince akmasını sağlar. Başta damarlar, karaciğer, böbrekler olmak üzere vücudu detoksifiye eder, yağlı-mukus kalıntıları parçalar. İçerdiği yoğun potasyum sayesinde hücre büyümesini destekler. Soğuk algınlıklarında, boğaz enfeksiyonlarında, bronşitte içilebilir ya da buhusu yapılır. İdrar yolları enfeksiyonlarında, sindirim bozukluklarında, kramplarda, yaban arısı sokmasında, saçta kepekte, uyku bozukluklarında, kulak çınlamasında da kullanılır. Sirkenin bazı yararları:

-Sebze ve meyveler, mikroplarından temizlemek için, sirkeli su ile yıkanır.

-Boğaz ağrılarında, sirkeyle gargara yapılır.

-Yorgunluk ve uykusuzluk için yatmadan önce sirkeli su içilir. -Su ile kaynatılıp buharına durulursa baş ağrısı, astım ve cilt lekelerine faydalıdır. -Kaşıntılara ve cilt çatlaklarına sirke sürülür.

-Sirkeli bez, mide üzerine konursa, bulantı ve kusmayı önler. Sirkeli bez varislere de faydalıdır. -Sirke orta dereceli yanıklarda da kullanılır.

-Nasırların ve sertliklerin üzerine sirkeyle ıslatılmış ekmek konulur.

-Güneş yanığına sürülürse faydalıdır.

-Kepekli ve mat saçlar için durulama suyuna sirke ilave edilir. Cildi yumuşatmak, parlatmak için banyo suyuna bir miktar sirke katılır.

-Siğillere, sirke döküp üzerine kabartma tozu serpilir ve 15 dakika sonra toz silkelenir. -Bal karıştırılmış sirkeli su her gün içilirse, düzenli kilo verilebilir.

-Sirke, ateş düşürücü, vücuda sakinlik ve ferahlık verici en zararsız maddedir.

-Ferahlatıcı kokusu sayesinde, baygınlıklarda hastayı uyandırıcı tesire sahiptir. -Kanı sulandırır. Safrayı keserek, safra akıntısını düzenler.

-Kanamaları kısa zamanda kestiği bazı kaynaklarda belirtilmektedir.

-Hıçkırıkların giderilmesine yardım eder. (Sirke suyuna batırılmış bir parça şeker, yavaş yavaş emilir.)

-Sirke ile yapılacak gargara diş etlerini ve dişleri sağlığa kavuşturur.

-Sinemekiyle kaynatılıp içildiği takdirde, kabızlığa iyi geldiği kaynaklarda geçmektedir.

-Lavabo banyo gibi sert zeminler sirkeyle silinir.

-Patatesin pişirme suyuna bir kaşık sirke koyun. Hem rengi sapsarı kalır, hem daha lezzetli olur.


Balzamik Sirke Balsemik sirke(Balsamic Vinegar):


Genellikle İtalyan mutfağında kullanılan geleneksel yoğun çeşnilendirilmiş bir sirke türüdür. Zeytinyağı ile kombine edilerek salata sosu olarak da çok sık kullanılır. İtalyanın kuzeyinde bulunan Modena şehrinde başlatılmış geleneksel bir üründür. İtalyan hükümeti tarafından ismi koruma altına alınmıştır. Normal sirkeden farklı olarak renk ve kıvam bakımından koyu ve tatlımsı tadda olup fiyatı çok pahallıdır. Beyaz üzümlerin konsantre edilmiş şırasından üretilir ki, hacmı takriben %50 azalacak şekilde kaynatılır ve alkol oluşturan fermentasyon meydana gelir. Bu, daha sonra bir defa daha fermente edilerek balsamik sirke elde edilir. İşlem, çeşnilerin konsantre olabilmesi için yavaş bir proseste gerçekleştirilir. Her yıl faklı ağaçtan yapılmış fıçılarda (toplam 3-25 yıl) bekletilen sirkede çeşitli tadlar yoğunlaşır.

KUDRET NARI




KUDRET NARI
aşağıdaki yazılanlar alıntıdır ama ben de bilgilerimi aktarmak istiyorum.Ben eskiden beri bu meyvenin mide gastrit ve ülserine faydalı olduğunu biliyorum.Mısır çarşısındaki aktarlarda mevsiminde tazesi , olmadığı zamanlarda zeytinyağı içinde kavanozlarda satılır.Ben yağın içinde görmeye dayanamıyorum, o yüzden şimdi balın içinde de satılıyor, arkadaşım kullanıyor.Ballısını alıp deniyeceğim, hele E vitamini ve protein deposu olduğunu aşağıdaki bilgilerden öğrendikten sonra tutmayın beni:))

Diğer İsimleri : Papara, Acayip elma, Momordica charantina, Balsam apple, Momordica

Botanik Bilgi : Kabakgiller familyasından; tırmanıcı, ince gövdeli, bir yıllık bir bitkidir. Yaprakları saplı ve el gibi parçalıdır. Meyvesi olgunlaşınca, birbirinden ayrılır.Meyveleri 8-15 cm uzunluğunda, 4-10 cm eninde üzeri çıkıntılı ve uclara doğru sivricedir. Önce yeşil olan meyve, sonra olğunlaştıkca yavaş yavaş sarı ve nihayet altın sarısına dönüşür ve içinde 20-30 adet koyu kırmızı renkte fasulyeye benzer tohumları vardır. Ev ilaçlarında, zeytinyağı ile karıştırılarak kullanılır.

Yetiştirildiği Yerler : Vatanının doğu Hindistan olduğu tahmin edilen kudretnarı Afrika ve Asyanın tropik bölgeleri ile Türkiye ve İtalya gibi Akdeniz ülkelerindede yetiştirilmektedir. Türkiyenin genelikle Yalova ve Bursa civarında yetiştirilmektedir.

Toplanması-Saklanması : Sonbaharda toplanan meyveleri taze olarak yendiği gibi tohumlarından kudretnarıyağı veya macunu yapılabilir.

Faydaları

Kolit - Ülser - 12 parmak - Gastrit, Asit fazlası gibi mide-barsak sistemine bağlı tüm hastalıkları kalıcı ve kesin tedavi eder,Karaciğeri destekler,Egzama ve sedefe fayda verir,Yara ve iltihapları giderir,Barsak tembelliğini giderir,
Hücre yeniler,
Rahim yaralarına fayda verir,
Yanık ve yaralara lapası vurulur.
Aynı zamanda yüksek oranda E vitamini ve kaliteli protein içerir.

Kullanım Şekli :

1.)Taze meyve için : Kudret narı, olgunları balla karıştırılarak tüketilebiliyor. Olgunlaşarak kavuniçi rengi alan meyve, tabakta eziliyor, bir miktar balla karıştırılıp, sabahları aç karnına 1 çorba kaşığı yeniliyor. Üzerine hiçbir şey kullanılmıyor.

2.)Tazesinin olmadığı zaman :
Önce çekirdekleri temizlenen kudret narı, küçük küçük doğrandıktan sonra bir kiloluk bala karıştırılıyor. Ağzı kapalı şekilde bir ay kadar bekletilen karışım, hafif sulanabilir. Bozuldu sanmayın.’ Şeker hastalarının bu karışımı almalarının sakıncalı olabileceğini, bu nedenle zeytinyağı ile kullanımın daha uygundur : ‘Zeytinyağı, meyvenin içindeki etmenleri daha kolay emiyor.

Halis zeytinyağı içinde 6 ay bekletilen kudret narı ise her sabah bir çorba kaşığı tabağa konularak, 1 çorba kaşığı süzme balla karıştırılarak aç karna yeniliyor.Olgun meyveler bir kavanozun içerisine zeytinyağı ile konuyor. Ağzı kapatılan kavanoz bir ay bekletiliyor. Daha sonra aç karnına yemeklerden önce alınması öneriliyor. Hastanın rahatsızlığının şiddetine göre günde üç öğünden önce aç karnına bir kaşık alınabilir.

Hariçten Kullanımlar İçin

Yanıklar, kesikler ve yaralar için kullanılıyor.
Kadınların vajina yaraları için de kullandığı zeytinyağında bekletilmiş kudret narı, açık yaralar için ise en çabuk iyileştirici olarak biliniyor.”
Egzama, yara gibi cilt hastalıklarında da iyileştirici özelliğe sahip.


Kudret Narı'nın faydaları şöyle biliniyor:

"Mide ülseri, bağırsak iltihabı, kabızlık ve gastrit için 40 gün süre ile tüketilmesi gerekiyor. İki şekilde tüketiliyor. Eylül ayında taze olarak çıkan kudret narı, olgunları balla karıştırılarak tüketilebiliyor.
Olgunlaşarak kavuniçi rengi alan meyve, tabakta eziliyor, bir miktar balla karıştırılıp, sabahları aç karnına 1 çorba kaşığı yeniliyor. Üzerine hiçbir şey kullanılmıyor.
En az 41 gün kullanılması tavsiye ediliyor. Taze meyve bulunmayan mevsimde ise, halis zeytinyağı içinde 6 ay bekletilen kudret narı ise her sabah bir çorba kaşığı tabağa konularak, 1 çorba kaşığı süzme balla karıştırılarak aç karna yeniliyor.
Bu şekilde de 41 gün devam edilerek kabızlık, mide hastalıkları, iştahsızlık tedavi ediliyor. Hariçten ise yanıklar, kesikler ve yaralar için kullanılıyor.

18 Mart 2009 Çarşamba

YAĞ ERİTİCİ ÇORBA

YAĞ ERİTİCİ ÇORBA



MALZEMELER: 6 büyük soğan, 1-2 domates, 1 büyük lahana, 2 yeşil biber, 1 demet maydanoz, 1demet kereviz sapı, 1 paket hazır çorba karışımı, tuz, biber, 1 adet et suyu, veya tavuk suyu tableti.


HAZIRLANIŞI: Sebzeleri küçük ya da orta boy doğrayın. Tencereye koyup, üstünü örtecek kadar su ilave edin. 10 dakika hızlı yüksek ateşte kaynatın sonra ateşi kısarak, pişirmeye devam edin. Sebzeler umuşayıncaya kadar pişirin. Bu çorbanın kalori değeri düşük olduğu içiçn, kendinizi aç hissettiğiniz her zaman ve istediğiniz kadar içebilirsiniz. Eğer bir yere gidiyorsanız, termosunuzu çorba ile doldurun.


BİRİNCİ GÜN: Bütün meyveleri (muz hariç) yiyebilirsiniz. Kavun ve karpuzun kalorisi diğer meyvelere göre daha düşüktür. Bu gün sadece meyve yiyip, çorba içebilirsiniz. Şekersiz çay serbesttir. Su içmeyi ihmal etmeyin.


İKİNCİ GÜN: Bütün sebzelerden doyuncaya kadar yemek serbesttir. yeşil sebzeleri tercih edin. kuru fasulye, mısır, bezelyeden uzak durun.Gün boyunca acıktıkça çorba için. Bu akşam kendinizi az sıvı yağlı patates kumpir ile ödüllendirin. Meyve yemeyin. Bol su için.


ÜÇÜNCÜ GÜN: İstediğiniz kadar çorba için. Sebze ve meyve yiyin. Patates yemeyin. Üç gün boyunca hile yapmadıysanız, 2-3 kilo verdiğinizi göreceksiniz. Bol su için.


DÖRDÜNCÜ GÜN: Muz ve yağsız süt. En fazla üç muza izin vardır. Yağsız sütün yanında bol bol çorba için. Gün boyunca 6-8 bardak su içmeyi ihmal etmeyin.


BEŞİNCİ GÜN: Kırmızı et ve domates. Gün boyunca 310-620 gr. kırmızı eti ve 6 adet domatesi yiyebilirsiniz. Bol su için. Çorba içmeye devam edin.


ALTINCI GÜN: Et ve sebzeler. Bu gün 3 veya 4 adet köfte ve sebze yiyebilirsiniz. Yeşil lifli sebzelerden tercih edin. Patates yemeyin. Çorbadan en az bir tabak için.


YEDİNCİ GÜN: Meyve ve sebze suları . Acıktıkça çorba için.Altıncı gün sonunda , hiç hile yapmadıysanız, 5-8 kg arasında kilo vermeniz gerekir. İki gün diyeti bıraktıktan sonra tekar bu planı uygulayabilirsiniz. Diyet sırasında alkol ve alkollü içecekler kullanmayın. Bu diyette kahve serbesttir. Zaten üçüncü gün sonunda kafeine ihtiyaç duymayacaksınız..


YASAKLAR: Ekmek, alkol, gazlı içecekler, diyet içecekler.Bunların yerine şekersiz çay, kahve, doğal meyve suları, yağsız süt içebilirsiniz.Secret Heart Memorial Hastanesi çok kilolu hastalarına ameliyat öncesi bu zayıflama diyetini uygulamaktadır.Bu temel yağ eritici çorbayı aç olduğunuz ve arzu ettiğiniz sürece içebilirsiniz. Ne kadar çok çorba içerseniz, o kadar çok yağ kaybedersiniz. Kızartılmış sebzeler yasaktır. Kırmızı et yerine haşlanmış tavuk yiyebilirsiniz.


Bol yürüyüş yapmayı unutmayalım....

13 Mart 2009 Cuma

Bitkilerle Beslenmek


Kısaca Otlar yani bitkiler , en çok vitamin aldığımız doğanın bize sunduğu tabii mucizedir... Doğada kendiliğinden yetişen madımak, ebegümeci, kuzukulağı, ısırgan otu ve tere gibi otlar tam bir vitamin deposudur.



E, A, C, B2 ve B6 vitaminleri, demir ve kalsiyum mineralleri bakımından oldukça zengindir. Bu vitamin ve minerallerin yetersizliği kansızlık, cilt bozuklukları, sindirim ve sinir sistemi bozukluklarına neden olabilmektedir. Bu nedenle doğada bol bulunan bu otların bol bol tüketilmesini gerekir. Bu otlar içeriklerindeki vitamin ve mineraller ile çeşitli hastalıklara, ilaçlara, bazı kimyasal maddelere ve hava kirliliğine karşı vücudun direncini artırırlar, ısı değişimlerine karşı vücudu korurlar. Böylece vücudun savunma mekanizmaları güçlendirilmiş olur.

Otların Kullanımı :

Doğadan toplanan otların tüketilmeden önce temizliğinin iyi bir şekilde ve hırpalamadan yapılması lazım.Çok fazla suda bekletmek de vitamin kaybına neden olur.
Yeşil yapraklı sebzeleri ve otları ne kadar büyük parçalarsak , ne kadar az bıçak kullanırsak o kadar vitamin değeri kaybolmaz.O yüzden bıçak yerine ellerimizle büyük parçalara ayırmak daha faydalı....
Ispanak kış aylarında en çok bulunan ve yediğimiz yemek.Pişirirken vitamin kaybını önlemek için çiğ olarak yapraklarından salata yapabiliriz
Otların içeriğindeki folikasit ve C vitamini suda erime özelliğine sahiptir. Bu nedenle pişirilerek yenecekse otların pişirme suları dökülmemelidir. Bu otların ıspanak gibi yemeği yapılabilmesine rağmen daha çok taze olarak tüketilmelidir.
Taze tüketimin yanısıra ısırgan otunun böreği , kavurması , madımağın bulgurlu yemeği veya kuzukulağının salatası yapılabilmektedir.
Şimdilerde yeni favorim Brokoli.....çiğ olarak salataların üzerine dal dal ekliyorum.Kahvaltıda maydanozla birlikte çiğ olarak tüketiyorum.Bol bol C vitamini alıp Gribe karşı kalkanımı kuşanıyorum....


Hilal Y.

9 Mart 2009 Pazartesi

Lahana Suyu Kürü İzlenimleri...

09.03.2009

daha önce yazdığım İbrahim Saraçoğlunun lahana suyu kürüne başladığım bugün 5. gün oldu. Ben buna kilo vermek amaçlı değilde Sağlık ve detoks amaçlı başladım.İlk başladığım gün midemi bulandırdı ,ama alıştım şimdilik.İştahı kesiyor, aç ve tok karnına içildiği için.İdrara daha çok çıkartıyor, o yüzden şişliklerim indi vee 1 kg. eksik çıktım tartıda...Yağları erittiği de idrarın renginden anlaşılıyor. bugün 5 günüm bitiyor, 3 gün ara verip tekrar başlıyacağım yine yazarım sonuçları....

12.03.2009

yazmayı unuttuğum 2-3 günden sıonra terleme artıyor.şu an 3 günlük ara verdiğim halde terlemem devam ediyor.bu akşam 2. 5 günlük küre başlıyorum. bir de mideme çok iyi geldi , gastrit + reflüm var ratsızlıklarım olmadı kür boyunca.Yanlız gaz yapıyor biraz....

18.03.2009

kürüm bitti , ilk verdiğim 1 kg. dan başka kilo vermedim ama ölçülerimi almadığıma pişman oldum.Çünkü belim inceldi, aslında sorunum basenlerimle ama neyse...:))
Toksinlerimi attığıma inanıyorum , daha hafifledim sanki, boyun ve sırt ağrılarım geçti.Şimdi yeni bitkileri araştırmalıyım:))

4 Mart 2009 Çarşamba

BİRAZDA SAĞLIK-BİTKİ KÜRLERİ

İbrahim Saraçoğlu lahana kürü tarifi

Lahana diyeti ve lahana suyu ile zayıflama için aşağıdaki İbrahim Saraçoğlu lahana kürü tarifini uygulayın. Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu’ndan toksin atıcı, kolon kanseri önleyici lahana kürü tarifi ve faydaları.. Toksin adı verilen zehirli kimyasal maddeleri vücudumuzdan atmak için en etkili kürlerden biri lahana kürüdür. Bu toksinler vücudumuzun en çok karaciğer, böbrek ve akciğerlerinde depolanmaktadırlar.

Lahana kürü ile zayıflama nasıl oluyor?

Zehirli kimyasal maddeler suda çözünmeyip yağda çözündüklerinden vücudumuzun yağ dokularına yerleşirler. Aşağıda tarifini verdiğimiz, Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu’nun lahana kürü ise işte bu toksinlerin suda çözünmesini sağlarak vücudumuzdan atılmasına yardımcı oluyor.

İbrahim Saraçoğlu lahana kürü tarifi

Kaynamakta olan 1/2 litre suyun içine 6-7 tane beyaz lahana yaprağını bütün olarak atın ve tencerenin ağzını kapatarak 10 dakika kadar kısık ateşte haşlayın. Bu kürden sabahları ve akşamları, hem aç karnına hem de tok karnına birer su bardağı için. Bu işlemi 5 gün boyunca uygulayın. Beş günü tamamladıktan sonra küre 3 günlük bir ara verin. Üç günlük kür arasından sonra aynı tarifle hazırlayacağınız kürü tekrar 5 gün daha uygulayın. Yani üç günlük arayı saymazsak, toplamda lahana kürünü 10 gün uygulamış olacaksınız.

Lahana suyu diyeti ile zayıflamak için

Lahana kürünü hergün taze olarak hazırlayın ve yılda bu kürü 3-4 kere uygulayın. Daha ilk günlerden vücudunuzun yağlı yağlı terlediğini farkedeceksiniz. Ayrıca dışkınızda da yağların atıldığını görebilirsiniz.
Deri gözeneklerinin hep açık kalmasını sağlayarak toksinlerin atılmasını kolaylaştırmak maksadıyla, lahana kürünü uygularken sık sık banyo yapmanız tavsiye edilir.

Soğan suyu kürü nasıl yapılır

Soğan suyu ile zayıflamak için soğan çorbası (soğan suyu kürü) tarifi..
Soğan suyu kürü

Oldukça besleyici ve doğal bir antibiyotik özelliğine sahip olan soğanın suyu aynı zamanda iyi bir idrar sökücüdür. Soğan suyunun zayıflatıcı özelliği pek bilinmemekle beraber zayıflama etkisi soğanın iyi bir idrar sökücü olmasından kaynaklanmaktadır. Soğan suyu ile zayıflamak isteyenler için işte soğan suyu çorbası ve soğan suyu kürü tarifi..

Soğan suyu kürü için gereken malzemeler

6 adet orta boy soğan,Yarımşar kilogramlık iki farklı sebze (sebzenin cinsini seçmek size kalmış),Yağsız et suyu,Limon ve baharat.
Soğan suyu çorbasının hazırlanışı

Yağ kullanamadan yukarıdaki tüm malzemeleri çorba biçiminde pişirin. Bu çorba ile birlikte aşağıdaki soğan suyu diyetini de uygulayın.

Soğan çorbası diyeti: Soğan suyu diyeti nasıl uygulanır?

Sabah öğününde: 50 gr. beyaz peynir ve çay (şekersiz).1. gün öğle-akşam: Sınırsız meyve + soğan suyu çorbası.2. gün öğle-akşam: Sınırsız et + soğan suyu çorbası.3. gün öğle-akşam: Pirinç lapası, meyve (muz ve üzüm hariç) + soğan suyu çorbası.

ALINTIDIR

http://hilalinsepeti.blogcu.com/

3 Mart 2009 Salı

BAHARATLARIN MİS KOKULU DÜNYASI

BAHARATLARIN MİS KOKULU DÜNYASI




Bitkileri severim, ama baharatlar yemeklerime ayrı bir tat katar.Tabii ki her türlüsünü her yemeğe karıştırmamak lazım. Hangisi nerelerde kullanılır, faydaları nelerdir , aşağıda inceleyelim:


Baharatlar 7 ana grupta incelenir:


1. Köklerinden faydalanılanlar : Kara turp, kırmızı turp gibi. 2
. Gövdelerinden faydalanılanlar : Zencefil, tarçın gibi.
3. Yapraklarından faydalanılanlar : Nane, kekik, merzengüş, maydanoz, defne gibi.
4. Soğan yapısında olanlar : Mutfak soğanı, sarmısak gibi.
5. Çiçeklerinden faydalanılanlar : Karanfil gibi.
6. Meyvelerinden faydalanılanlar : Kimyon, anason, karabiber, kırmızı biber, vanilya gibi.
7. Tohumlarından faydalanılanlar : Hardal, küçük Hindistan cevizi gibi

Baharat ile aromatik otlar temelde birbirlerinden pek farklı değillerdir. Aromatik otlar yemeğe bir parfüm katarken, baharatlar kuvvetli bir tat verir. Besin değerleri yüksek olmamakla birlikte, aromalı otlar ilk çağlardan beri dünyanın her yerinde yemek pişirmede yaygın bir biçimde kullanılmışlardır. Birçok yemekte aromalı otlar malzemenin ayrılmaz bir parçasını oluştururlar. İştah açıcı özelliği bulunan baharatların tümü egzotik kökenlidir.

BAHARATLAR

Acı kırmızı,Toz biberi: Güney Amerika kökenli bir baharat. Acı ve tatlı taze biberlerin kurutulup, dövülmesinden elde edilmiş sıcak yöre yemeklerinin çoğunda kullanılır.

Beyaz toz biber: Karabiberin dışı kabuğu alınmış olanın öğütülmüşü. Tadı karabibere göre daha hafiftir. Yemeğin rengini bozmaması için ya da açık renkli sos ve yemeklerde kullanılır.

Biberiye: Tazesinin kullanıldığı her yerde kullanılır.Çörekotu: Ekmeklerin üzerine pişirilirken serpilir. Çöreklerde de kullanılır. Dilerseniz salatalarda da çörek otu kullanabilirsiniz.

Dolmalık Fıstık: Özellikle dolma içlerinde kullanılır.Hintcevizi: Bir diğer adı Muskat'tır. Beşamel sos ve benzerleri ile peynirli yemeklerde kullanılır. En ince rendeden çekilir. Acımsı tadından ötürü küçük miktarlarda kullanılmalıdır.

Karabiber: Dünyanın en çok kullanılan baharı. Kuru ve siyah tanelerinin baharlı ve acı bir tadı vardır. Hemen hemen her türlü yemekte bütün veya toz durumda kullanmak mümkündür.

Karanfil: Bu bitkinin koyu renkli, küçük çivi biçimindeki tomurcukları kurutulur ve öğütülerek toz haline getirildikten sonra veya dövülmeden tane olarak kullanılır. Kompostolarda, bazı tatlılarda, şerbetlerde, keklerde, dondurmalarda, soğanla birlikte bazı yahnilerde kullanılır.

Kimyon: Akdeniz kökenli bir bahar. Doğu Avrupa'da ekmeklerde sık kullanılır. Soğuk etlerin yanlarında servis yapılır. Munster gibi bazı peynirlerin yapımında malzeme olarak yer alır. Türk mutfağında köftelerde ve bazı salçalı et yemeklerinde kullanılır.

Köri: Genellikle zerdeçal, kişniş, kimyon, biber, karanfil, kakule, zencefil, hindistan cevizi, demirhindi ve acı kırmızı biberden oluşan Hint kökenli bir baharat bileşimi.

Kurunane: Salataların dışında tazesinin kullanıldığı her yerde bazı harçlarda kullanılır.

Kuru tarhun: Tazesinin kullanıldığı her yerde kullanılır.Kuşüzümü: Pilav, dolma içleri ve bazı tatlılarda kullanılır.

Pul Kırmızı: Acı taze biberleri kurutulup pul haline getirilmesiyle pul biber elde edilir.Toz biber gibi kullanılır.

Safran: Akdeniz çevresinde yetiştirilen soğanlı bir bitki olan safranın stigmalarının - yani üreme organlarının - üst kısımlarının kurutulmuşu. Safran portakal kırmızısı ile bir renk olmasına karşın kullanıldığı yemeğe sapsarı bir renk verir. Bazı balık ve deniz mahsulleri yahnilerinde pilavlarda ve sütlü - pirinçli tatlılarda kullanılır. Çok pahalı olduğu için bazen yerine zerdeçala bırakır.

Sumak: Türkiye kökenli küçük ve bodur bir ağacımsı. Etli yaprakları ve meyveleri toz haline getirip kullanılmaktadır. Ekşimsi bir tadı vardır. Orta doğuda çok yaygın olarak bilinir ve kullanılır.

Şam Fıstığı: Kurutulup kavrulduktan sonra kullanılan bir fıstık türüdür.Tatlılarda, pilavlarda, dolma içlerinde ve dekoratif olarak kullanılır.

Tatlı Kırmızı Toz biber: Tatlı kırmızı biberlerin kurutulup öğütülmesiyle elde edilmiş bir lezzet verici. Yahniler, harçlar, soslar ve çorbalarda kullanılır.Tarçın (çubuk): İki yüzyıl öncesine kadar, bugünkü karabiber kadar yaygın kullanılan bir baharat. Günümüz Türk mutfağında bazı harçlar ile sütlü tatlıları lezzetlendirmek üzere kullanıyor.

Toz tarçın: Çubuk tarçın gibi, günümüz Türk mutfağının bazı harçları ile sütlü tatlılarda kullanılır.

Vanilya: Meksika kökenli bir baharat. Pastacılık ve şekercilikte krema, kek, dondurma, komposto, poşe meyveler ve sütlü tatlıları lezzetlendirmek için kullanılır.

Zencefil: Bir bitkinin toprak altında kalan gövdesinin kurutulmasıyla elde edilir. Genellikle şerbet, meşrubat ve likör yapımında kullanılmaktadır. Dünya mutfaklarında çeşitli yemeklerle yoğun olarak kullanılan açık renkli bir baharattır.

AROMALI OTLAR

Adaçayı: Ege bölgesinde çayı yapılan bir aromalı. Ot özellikle ciğer ve sosise lezzet katar. Spagetti ve soslarında çok kullanılır. Kebaplarda kullanımı tavsiye edilir.Avrupa ülkelerinin mutfaklarında kızarmış patateslerin, hamurlara koyulan yağların kokulandırılmasında, salamuralarda, etlerin dinlendirilmesinde kullanılır.

Anason: Anayurdu Mısır olan anason, maydanozgillerden bir bitkinin küçük, yeşilimsi, taylı ve baharlı bir tohumudur. Hamur işlerinde, rakıcılıkta, gevreklerde, çöreklerde kullanılır.

Ardıç: Kozalaklılardan, yaz, kış yapraklarını dökmeyen, güzel kokulu, siyahımsı, yuvarlak yemişleri bulunan bir ağaççıktır. Kümes hayvanlarının etlerinin pişirilmesinde ve dinlendirilen etlerde kullanılmaktadır.

Biberiye: Sarmısak ve şarap ile mükemmel bir uyum gösterir.

Defne: Çeşitli balık, et, kümes ve av hayvanlarının etlerinden yapılan yemeklerde, soslarda ayrıca bazı turşu ve konservelerde kullanılır.

Dereotu:Maydanozdan sonra Türk mutfağında en yaygın olarak kullanılan taze ot. Özellikle salatalarda ve dolma içlerinde mutlaka yer alın.

Fasulye otu: Özellikle kuru fasulye ya da diğer baklagiller pişirirken katılırsa lezzet veren bir ottur.

Frenk fesleğeni: Nanegillerden tropik kökenli bir ot. Domatesle mükemmel bir uyumu vardır. Patlıcan ve biberli yemeklerle de önerilir. Sarmısakla birleştiğinde biberli bir tat kazanır.

Frenk maydanozu: Yerli maydanozun kıvırcık yapraklısı. Kokusu daha hafiftir. Süslemeye çok uygundur.

Kekik: Her türlü et yemeği, baklagiller, havuç ve salatalık gibi sebzelerle önerilir. Tadını koruyabilmesi için yemeğe pişirmesine yakın konur.

Kerbel (bir maydanoz türü):Salatalarda ve özellikle lahana salatasında kullanılır, balıkların yanında dekor olarak servis yapılır.

Mercan köşk: Kekiğe çok yakın taze bir ot. Salatalarda olduğu gibi her türlü et yemeği, baklagiller, havuç ve salatalık gibi sebzelerle önerilir.Tadını koruyabilmesi için yemeğe pişmesine yakın konur.

Maydanoz: Her türlü salata ve yemekte kullanılan en yaygın taze aromalı ot. Maydanozun köklerinin de kokulu olduğu unutulmamalıdır.

Melisotu: (Limon çiçeği) salata veya meyveler ile kullanılır.Miskotu:Kaz, ördek, yılan balığı gibi yağlı yiyeceklerde ve yahnilerde kullanılır. Vermut tipi bazı şarapların yapımında vazgeçilmez bir ottur.

Nane: Ferahlık veren bir taze ot. Sebzelerden taze patates ve bezelye ile etlerden koyun ve kuzuya çok yakışır. Cacık ve bazı salatalarda kullanılır.

Pimpinel (bir anason türü): Çorba, sebze ve balık yemeklerinde kullanılır. İsterse salatalarda da kullanılabilir.

Rezene:Anason kokulu bir ot.Salatalarda kullanılır.

Tarhun: Kuvvetli ve acımsı bir tadı olan Ortadoğu kökenli bir ot. Bearnez gibi bazı soslarda vazgeçilmez bir yeri vardır. Herhangi bir rosto et yapılırken de kullanılır

Alıntıdır...


GÖKKUŞAĞI SALATAM

Bu ismi çok yakıştırdım.Yapılışı çok kolay, göbek salatayı ince doğruyorsunuz, beyaz turp ve havucu rendeliyorsunuz.kırmızı lahanayı az sonra anlatacağım. hepsini sırayla dizip, üzerine taze soğanı kıyıp serpin ve konserve mısırı süzüp serpiştirin. domates ve brokoliyle süsledim.
zeytinyağı, limon suyu, nar ekşisi, sumak , tuz karıştırıp sosunu hazırladım. Servis yaparken üzerine döktüm.

Kırmızı lahana:

büyük bir tane alıp , iyice yıkıyorum.Önce ikiye sonra 3 yada 4 e dilimliyorum.bu dilimleri incecik kıyıyorum.Tuzla bir güzel ovuyorum. Su döküyorum üzerine eğer vaktim varsa 1 saat bekletiyorum, daha güzel oluyor.yoksa hemen suyunu süzüp cam kavanoza sıkı sıkı dizip bastırıyorum.Suyun içinde limon tuzunu eritip (yapılan miktara göre değişiyor ) ortalama 1 kglık kavanoza 1 tatlı kaşığı , lahanın üzerine döküyorum.Ağzını kapatıp buzdolabına koyuyorum. Lazım olunca üzerinden alıp salatalarıma koyuyorum.uzun zaman bozulmuyor, hem kolaylık oluyor hemde salata ya fazla limon sıkmadan ekşi oluyor.....